Söke
Söke
İlk çağın önemli 12 iyon liman kentinden üç tanesi bugünkü Söke sınırları içinde idi. Miletos,Prienne, Myus. Bunlardan başka bugün Milas sınırları içinde olmakla birlikte ilk çağdaki münasebetleri bakımından Menderes ovasını, daha doğrusu Söke ovasının yerinde bulunan Latmos Körfezinin ilgilendirmesi bakımından Bafa Gölü kıyısında yer almış bulunanlar; Herakteo ve Miletos'un tapınağı olan Didyma'daki Apollon Mabedi ilk çağdan günümüze yıkıntıları kalmış bulunan ören Yerleridir.

MİLETOS: Söke'ye 37 km uzaklıktaki Balat Köyü'nün 2 km kadar kuzeyinde bulunan bir antik iyon kentidir. Milet'te ilk yerleşimin M.Ö. 2000 ortalarından başlamak üzere Myken kolonisi varlığı ile görüldüğü bilinmektedir.
Daha sonra Milet, Atina Kralı Kodros'un oğlu Nekus önderliğindeki İonialılar tarafından tekrar kurulmuştur. İonia'nın en önemli şehir limanlarından birisidir. Dört limanı vardır.
Ören yerinde bu dönemlerden kalma; Milet Tiyatrosu, Faustina Hamamı, agora, tören caddesi, anıtsal çeşme, gymnasium, Virgilius Capito, hamam, Türk hamamı, Athena Tapınağı stadium, delphinion, liman anıtı, agora, Zeus Olympios Temenosu, bouleuterion (Senato Binası), Mısır Tanrılarının Temenosu kalıntıları bulunmaktadır.

PRİENNE (PRİYEN): Aydın'daki antik kentlerin en önemliler inden biridir. Söke ye 12 km uzaklıkta Güllübahçe Kasabası'nın batı tarafında Samson Dağının yamacında kurulu antik bir örendir. Şehir dört ayrı taraça üzerinde kurulmuştur. Etrafını 2,5 km uzunluğunda bir sur çevirir. Şehrin içinde Stadyum, Jimnazyum, Demater Tapınağı Athena Poliosb Tapınağı, İsis ve Zeus Tapınakları, Agora, Mermerden Halk Meclisi vardır. Hamam çok sade olup aslan başları ile süslenmiştir. E.Akargula göre, ilk kent büyük olasılıkla Latmos körfezindeki bir yarımada üzerinde yer alıyordu ve iki limanı vardı. Bu ilk yerleşmeden günümüze ulaşan belge, ön yüzünde Athena başı görülen ve MÖ 500 tarihinde basılmış olan elktron bir sikkeydi.
rien kenti günümüzdeki yerinde, Atinanın gösterdiği ilgi ve yardımlarla MÖ 350de kurulmuş olup, Naulochos adında bir limanı vardı. Prien, Atinanın etkisi ve yöntemi altında kalmış, daha sonra Bergama Krallığının ve sonunda da Romanın egemenliği altına girmiştir.
Prien, MÖ 350de yeniden kuruluşundan sonra, sağlam bir kent duvarı çevrilmiştir. Günümüzde de surların bazı kesimlerinde rustica duvar isçiliğinin güzelliği dikkat çekicidir. Usta Mimar Miletli Hippodamosun ızgara planı ile yamaca oturtulan kent, yöreye ait gri-mavi mermerden inşa edilen yapılarıyla, antik Ionyanın en gösterişli kentlerinden biriydi. Kentin atmosferi bugün de iyi korunmuş ana caddelerin ve yapıların sıralandığı sokakları ile Antik Çagdaki altyapısını korumuştur.
Menderes akarsuyunun taşıdığı mil birikimleri, Prieni denizden uzaklaştırmış ve Roma Çağının sonlarına doğru kent önemini yitirmiştir. Ancak, Bizans Çağında önemli bir piskoposluk merkezi olmuştur. 13. yüzyılda tümüyle terk edilen kentte, kale duvarlarıyla çevrelenmiş üç büyük giriş kapısı vardır.

ATHENA TAPINAĞI: Prienin en eski ve en önemli yapısı, kentin en yüksek yerinde Tanrıça Athena için Ion tarzında yapılmıştır. Önde 6, yanlarda 11 sütun vardır. Önünde bir de sunak yer almaktadır. Cella bölümünde Athenanın altın ve fildişinden yapılma heykeli yer almaktaydı. Bu tapınağı, dünyanın yedi harikasından biri olan Maussolleionun mimari Pytheos inşa etmiştir. Tapınak sunağının günümüzde yalnız bir bölümü ayaktadır. Bununla beraber ele geçen parçalardan sunağın Bergamadaki Zeus Sunağına benzediği ve kabartmalarının da Bergama heykeltıraşlık okulunun etkisinde kalınarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca Mısır tanrıçalarının tapınma yeri olan Mısır tapınağı, akropol, Athena tapınağının doğusunda Halk Meclisi (Bouleuterion), Meclis yapısının doğusunda ileri gelen konukların ağırlanıp barındığı konuklar evi (Prytaneion), Kutsal Salon, Agora (Pazaryeri), Agoranin doğusunda Zeus Tapınağı, Aşağı Gymnasium, stadyum, kilise bulunmaktadır.

MYUS (MİYUS): Söke ilçesinde Bafa gölü yakınlarında Avsar köyü civarındaki Myus kenti de Ion birliğine bağlı 12 kentten biri idi. Büyük Menderes ırmağının 100 metre güneyinde, Avsar kalesi denilen eski Bizans yapısının bulunduğu yerdedir. Strabona göre, Atina Kralı Kodrosun oğlu Kydrelos tarafından kurulmuştur. Büyük Menderesin taşıdığı miller kentin içeride kalmasına ve çevresinin bataklık haline dönüştürülmesine yol açmış, bunun üzerine halk daha rahat ve huzur içinde yaşayabilmek için burayı terk ederek Miletosa göç etmiştir. M.Ö.Y.Y.da şehir tamamen terkedilmiştir.
HERAKLEA (HERAKLİYA): Bu şehirde ilk çağda sahil kıyısında kurulmuş bir liman şehri idi. Şehrin etrafı surlarla çevrilmişti. Burada bulunan diğer ören kalıntıları şunlardır: Agora, şehir kapısı, mabet, tiyatro..


























